Haber Detayı
26 Ağustos 2010 - Perşembe 11:55 Bu haber 9221 kez okundu
 
Atatürk Hem Matematik Dahisi Hem de Türkçe Matematik Terimleri Kitabının Yazarıydı
Gündem Haberi
Atatürk Hem Matematik Dahisi Hem de Türkçe Matematik Terimleri Kitabının Yazarıydı

Bugün kullandığımız matematik terimlerinin büyük bir çoğunluğunun gerçek Türkçe tutkunu olan Atatürk tarafından bulunması  ve dilimize kazandırılması yönünde bir açıklama yapıldı. Karaman’da öğrenimini tamamlayıp, şu an İngiltere’de Tex Holding Plc. Group adlı şirkette nitelik denetçisi (kalite kontrolör) olarak çalışmalar yapan Ömer Aydınlı, Atatürk’ün yaşamında dil ile matematik  arasında sıkı bir bağlantı olduğu yönünde açıklama yaptı. Ömer Aydınlı, şu bilgileri verdi: “Bugün kullandığımız matematik terimlerinin büyük bir çoğunluğu gerçek Türkçe tutkunu Atatürk tarafından bulunmuş  ve de dilimize kazandırılmıştır. İlkokullarda hepimize öğretildiği gibi Atatürk*ün hayatında matematiğin ayrı bir yeri vardır, hatta Selanik Askeri Rüştiyesindeyken (O dönemde, simdiki ortaokul derecesinde olan okullara rüstiye deniyordu) matematik dersindeki üstün başarısından dolayı matematik öğretmeni tarafindan O*na Kemal adının verildiğini hemen hepimiz biliriz. Hatta Mustafa Kemal*in matematik ögretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi sınıfa gelmediğinde onun yerine birçok kez bu dersi verdiği bilinir. İşte O Atatürk, ölümünden bir yıl kadar önce 1937 yılında kendi eliyle Cebir (Geometri) adlı bir kitap yazmistir. İçeriği 44 sayfadan oluşan bu yapıtta, *Hacim* yerine *Boyut*, ‘Feza* yerine *Uzay*, - *Satıh* yerine *Yüzey*, - *Müstevi* yerine Düzey*, *Zaviye* yerine *Açı*, -  *Ufkî* yerine  *Yatay*, -  *Şâkulî* yerine  *Düşey*, -  *Amud* yerine *Dikey*, *Vaziyet* yerine  *Konum*, - *Müselles* yerine  *Üçgen*, -  *Mustatil* yerine  *Dikdörtgen*, - *Muhammes* Yerine  *Beşgen*,*Münharif* yerine  *Yamuk*, -  *Mecmu* yerine *Toplam*, -  *Nisbet* yerine  *Oran*,- *Müsavi* yerine *Eşit*, -  *Murabba* yerine *Kare* gibi terimler bizzat Atatürk*ün kendisi tarafindan türetilmistir.  Atatürk’ün yaşamında dil ile matematik  arasında sıkı bir bağıntı olduğunu görürüz. Atatürk, “Fen terimleri o suretle yapılmalı ki anlamları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin” derken bunu, Osmanlıca çok sayıda terimin yerine öz Türkçe karşılıklarını türetirken gerçekten de üstün bir başarıyla gerçekleştirmiştir. Atatürk’ü, “Geometri” adlı yapıtını yazmaya zorlayan nedenler O’nun dil çalısmalarını yakından izlemeyen birisi olan tanınmış dil uzmani A. Dilaçar Atatürk’ün yazdığı geometri kitabı üzerine şunları söyler; “Atatürk hep matematikle uğraşırdı. Eski geometri terimleri çok ağdalı idi. Ben bile uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler karşısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum. Müselles sözcüğünü ele alalım. Arapça okullarımızdan kaldırılmıştı. Sülüs’ten müstak (türetilmiş) bir sözcük olduğunu öğrenici nasıl bilsin? Arapça yorucu bir dildir. Örneğin müsteşrik, şark kelimesinden gelmiş bir sözcüktür. Önüne, ortasına, arkasına birtakım heceler eklenmiş. Bunun aslını bulmak bir Arapça dil bilgisi sorunudur. Okullarımızdan Arapça, Farsça kaldırılmış olduğundan, öğrenici “müselles”i kütle sözcük olarak karşısında görecektir. “Üç” aklına gelmeyecektir. Ama müselles yerine üçgen dersek, bir üç var. “Gen”, Atatürk’e göre “genişlik”ten alınmıştır. Bir ipucu var. “Dörtgen”, dörtten gelmiştir. Bir ipucu vardır. Eşit, denk anlamına gelen eş’ten gelmiştir. Ama müsavi Arapça bir kelimedir. Bu nedenle Atatürk’ün kıstasları burada da doğru idi. Onun için bu en ağdalı olan bilim dalını ele aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı.” (Kaynak 1: S. A. Terzioğlu; Atatürk 1936-1937 yılında bir “geometri kitabı” yazmıştı. Cumhuriyet gazetesi, 15 Haziran 1971, s.1 ve 7.)   Atatürk, Terim çalışmalarının ülkedeki etkilerini kişisel olarak incelemek için de pek çok okulu ziyaret eder öncelikle matematik derslerine önem vermiş öğrencilerin dersteki başarılarını gözlemlemiştir.1937 yılında yanında bir heyet eşliğinde Sivas Lisesi’ne gitmişti. Lisenin 9-A sınıfında öğrenciler geometri  dersindeyken (o zaman ki adıyla hendese) dersine girmiş ve bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştı. Öğrenci, tahtada çizdiği açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekip yanlışlıklar yapınca durumdan etkilenen Atatürk tepki gösterir. “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır” diyerek tebeşiri eline alır, tahtada çizimlerle "müselles mütesaviyül" yerine "eşkenar üçgen", ‘zaviye’nin karşılığı olarak ‘açı’, ‘dılı’nın karşılığı olarak ‘kenar’, ‘müselles’in karşılığı olarak ‘üçgen’ gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak, yeni geometri terimleri hakkında kısa bir bilgi vermişti. (Kaynak 2: Ömer Örnekol*un anıları, Bilim ve Teknik, Kasım 1982, Sayı: 180.) Atatürk*ün türettiği matematik terimleri ve yaptığı geometri tanımlarının hemen hemen tümü değişmeden kullanılarak bugüne kadar gelmiştir. Buda, askerlik ocağından gelen Atatürk*ün aynı zamanda hem dil ile ilgilenmesi hem de büyük bir eğitimci olarak yurdun kültür sorunlarıyla ilgilenmiş olması O*nu  çağının en ileri gelen devlet adamı yapmıştır. Aynen, Almanların  Friedrich (1712-1786) ve İngilizlerin Alfred*i (849-899) gibi. Sonuç olarak unutmayalım ki, Bugün, *Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.* yerine *Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgen demektir.* dememizi Atatürk’e borçluyuz. Bugün üçgende, açıda, eşkenar, üçgende,eşitte Türkçe bilim dilinde halen kullanılmakta yadırganmamaktadır. Bu ayarda kullanışlı kelimeler bulunamadığı sürece sözcük uydurmak boş bir etkinlikten öteye gidemeyecektir”
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: atatürk, hem, matematik, dahisi, hem, de, türkçe, matematik,
Yorumlar
Haber Yazılımı