Haber Detayı
13 Nisan 2019 - Cumartesi 12:44 Bu haber 2551 kez okundu
 
Psikolojik Hastalıkları Anlatan En İyi 10 Film
Delilik ve ruhsal sorunlar, sinemanın üzerine en çok durduğu temalardan. İşte psikolojik rahatsızlıkların, deliliğin ve psikopatolojinin en iyi işlendiği 10 film;
Yaşam Haberi
Psikolojik Hastalıkları Anlatan En İyi 10  Film

1 - A Beautiful Mind (Ron Howard, 2001)

–  Bunu akılla çözemezsin!

–  Neden? Niye çözemem!

–  Çünkü aklın zaten problemin yuvalandığı yer!

1.jpegCehennem birçok insan için farklı tanımlardadır. Stephen King örneğin, deja vu temalı öyküsünde (That Feeling, You Can Only Say What It Is in French) 

cehennemi “sonsuz tekrar” olarak tahayyül ettiğini söyler.

Bana göre cehennem, tam olarak John Nash’in yaşadığı şeydir. Yaşam ile bağlantısını akıl üzerine kurmuş, aklı ile başarılar kazanmış bir insanın tek 

güvendiği hazinesini kaybettiğini görmesi bir tarafa, kişinin yaşamaya devam etmek zorunda oluşudur. Her saniyesinde kaygı, her hareketinde beynine hücum 

eden binlerce, yüzbinlerce veri ve bununla ömrünün kalanını geçirmek zorunda olmak. Şizofreni, beynin bir nevi DDoS saldırısına uğramasıdır.

Oysa bunu anlayana değin, yani o verilerin sistematik bir düzende olmadığını, sadece sayılamayacak çoklukta kanserli düşünce olduklarını anladığı zamana 

kadar Nash için hayatta başarılacak çok şey vardır. Hepsini geride bırakmak zorunda kalır. Gelecek vaat eden parlak bir akademisyenden ders çalışmaya 

çalışan sakar bir çömez konumuna düşmeyi göze alır Nash. Bunu ona yaptıran aklı, planları değildir. Kalbini dinlemesidir. Ait olduğu yere kendisini götürecek olan kalbini.

Oyun Teorisi‘nin sahibi ünlü matematikçinin hayatını konu alan filmde, Bayan Nash eşine şöyle der: “Çözümü araman gereken yer aklın değil. Sorun aklında 

da olsa çözümü bulabilirsin. (Elini kocasının kalbine götürerek) Bunun rehberliğinde.”

Nash öyle yapar. Bu sayede hikayesi insanlık tarihine uğur olur.

2 - A Woman Under Influence (John Cassavetes, 1974)


Beyazperdenin efsanevi aktrislerinden Gena Rowlands’ın canlandırdığı Mabel, zamanının çok büyük bir bölümünü ev işleriyle ve birkaç yaş arayla doğan üç çocuğunu büyütmekle geçiren, kırılgan bir kadındır. Kendi deyimiyle beş temel özelliği vardır: Aşkı, arkadaşlığı, ailesinin rahatı, anneliği ve tamamen kocasına ait oluşu… İstediği tek şey etrafındaki herkesin mutlu olduğundan emin olmaktır. 2.jpegÇocuklarıyla ve eşiyle bir aradayken her şey yolunda gibidir; ancak nasıl mutlu edeceğini bir türlü bilemediği “diğer” insanlar devreye girdiğinde genç kadının ruh hali içinden çıkılmaz bir hal alır. Çünkü sahte tebessümler ve komplimanlar Mabel’in mutluluk tanımını karşılamaktan uzaktır.

Orta sınıftan bir Amerikan ailesinin buhranlarını, toplumsal ödevleri yığına dönüşen bir kadın karakter üzerinde merkezleyen yönetmen, herkesi memnun etmenin olanaksızlığının yanına “Toplum bir kadından ne bekler?” sorusunu ekleyerek başkarakterinin kimlik krizini peliküle dökümlüyor. Gena Rowlands ise sinema tarihinin en başarılı kadın oyuncu performansları arasında gösterilen oyunuyla bu krizi bizzat “yaşıyor”. En nihayetinde, filmografisine başrolünde hayat arkadaşı Gena Rowlands’ın oynadığı on film sığdıran John Cassavetes’in en önemli filmi ortaya çıkmış oluyor.

3 - American Psycho (Marry Haron, 2000)

Gençsiniz, iyi bir işiniz var. Çok yakışıklısınız. Sabah ritüeliniz adeta kapitalizme tapınma ayini gibi. Kendinize bakmasını iyi biliyorsunuz, bir pamuklara sarmanız kalıyor. Hatta bu dünyada bir tek kendiniz varmış gibi davranıyorsunuz. Rakipsiz olmalısınız. Etrafınızdaki herkes sizin enerjinizden, güzel cildinizden çalıyor ve nişanlınızla yasak hastalıklı aşkınız epey sinirinizi bozuyorlar.

3.jpegKartvizitiniz sizin her şeyiniz. Tipografisi kişiliğinizi, seçtiğiniz pahalı malzeme de karakterinizin kalitesini satıyor insanlara. Onu sürekli yenilemek zorundasınız. Yoksa isminizin ne olduğunu bile unutur yıllarca birlikte konuşup tablo gibi tabaklarla yemek yediğiniz insanlar. Kimlikler, isimler her daim sorunludur. İnsan insana benzer bu dünyada.

İyi gelen tek şey müzik. Her parça, her albüm size başka ufuklar açıyor. Tabii fahişeler bilemez bunu. Çok güzeller, ama cahiller. Cahil ve ruhunuzu okşayan cinsten. Konuşmadan dikkatle sizi dinlerler ve egonuzun “kulesi” olan uzvunuzu çok güzel tatmin ederler. En mükemmel kadın, konuşmayan kadındır. 

Bitirilmesi gereken bir iştir hepsi ve siz de altın vuruşsunuz. Aynada ne kadar da muhteşem görünüyorsunuz!

Tabii mükemmel eviniz kadar diğer mekanlar da değerlidir. Nerede yer ayırtabildiğiniz sizi siz yapar. Kendinizi böyle bir dünyada sürekli ıspatlama çabası içerisinde olmak ya da yerini korumak için bu kadar uğraşmak sizi yormaz mı? Yorar tabii, bütün narsist ruhları yorduğu gibi. Zamanla da çıldırtır. Materyal fetişizmi, biraz müzikle birleşerek bir delilik senfonisi yazar, elinize nota yerine bazen bir balta verir, bazen de testere. 

Kontrolden çıktığınızı size anlatmaya çalışan, benliğinizin o küçücük parçası Patrick Bateman da yok olduğunda, artık dizginler American Psycho‘nun elindedir. Ve o asla katarsise inanmaz.

4 - Black Swan (Darren Aronofsky, 2010)

5 - David & Lisa (Frank Perry, 1962)

6 - Donnie Darko (Richard Kelly, 2001)

7 - Elling (Peter Næss, 2001)

8 - Fight Club (David Fincher, 1999)

9 - Hour of the Wolf (Vargtimmen, Ingmar Bergman, 1968)

10 - House of the Haunted Hill (William Castle, 1959)

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Psikolojik, Hastalıkları, Anlatan, En, İyi, 10, , Film, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı